
O kadar korkuyorum ki yabancı “ellerde” sevgimin ter ter Lyon sokaklarına damlayarak tükenmesinden.
O kadar korkuyorum ki bir gün kalbinizin sevgime karşılık vereceği tepkinin tükeniş olmasından.
O kadar korkuyorum ki telefondaki Fransız aksanlı kalp dondurucu "bitiren" cümlelerinizden.
O kadar korkuyorum ki sizi göremeyecek gözlerimin tabaka tabaka duman buğusu altında hayata körleşmesinden.
O kadar korkuyorum ki kulaklarımda kalıcı bir tını yaratmış sesinizin “bir yalnızlık” ölçüsüne dönüşmesinden.
O kadar korkuyorum ki bir gün beni sizi sevdiğim kadar sevemeyeceğinizden.
O kadar korkuyorum ki korkularımdan.
O kadar korkuyorum ki sizi düşünmenin dünü düşünmek olacağı bir günün takvimlerde beklemesinden.
Hep’i zamandan sayanlar hiçbir şey için her zaman yanımızda olurlar.
Her zaman yanınızda olacağım.

2 Comments:
uç uca eklenmiş bütünsel bir hikayedir yaşam, atılan her adımda karşılaştıklarının yıllar sonra karşınıza tekrar daha tanıdık bir şekilde çıktığı veya hiç hesapta yokken, yollarınızın kesiştiği size uzak bir insanın bir gün ellerini tutuyor olmaktır bu döngüsellik sadece yılın 365 gününe, ömrün her bir dakikasına sığan.
sevgili serhan, korku bir kırık kaldırım taşı gibidir, sağlamken kırıklığından işlevini tamamiyle yitiren ve ayakların altında ezilen. kırıkların saplandığı kalplerde sevgiden sevinir insan, sevdiği yanında olmasa bile, sevildiğini bildiğinden. teminim yerindedir, başıma geçen temmuz güneşleriyle gözlerime çarpan klima 19 derecesi gibi aradayım korku ve sevginizin, ki herşeyden çok başımı ağrıtan. sizi süzülürken gördükçe daralan nefesimde, nefsime hakim olmaya çalışır bir çırpınıştayım kontrbaslaırn sesi gibi; hüzün ve acı veririm dinleyene tellerim olsa ve sahibimin parmak izlerini yok ederim, iz bırakmamak için bir yara, teninde. bir ada dolusu sevgideyim size karşı, soğuk denizine her bedenimi atışımda dalgalanarak uyduracağım kalp ritmimi suyuna ve tuzuna, yem olmadan köpekbalıklarına, size ulaşsın diye.
Anlamıyorum tesadüflere bu kadar takılmamızı. Takılmıyorum diyeceksiniz biliyorum ama bu tesadüflerin beklentileriyle -ne kadar güçlü de olsa- size "aitlik" duygum zedeleniyor. Ben, bir hayatın üstüne yepyeni bir biz kurabilmek için bildiğim tanıdığım kokladığım dokunduğum her şeyi seve seve geride bırakıyorum ama bu tesadüflerin gerçekleşme ve her şeyin alt üst olması korkusu içerisinde olmaktan kendimi alamıyorum, bu kadar da belirsiz olmamalı, evet denebilmeli tamam budur, bu insandır, bunlardır istenen ve beklenenler... Ama ne zaman bu konudaki korkularımdan bahsetsem hep bir dur bakalım neler olacak, kim bilir, bekleyelim, görelim...
İnsan bir noktada bu tesadüflere kendini hazırlar, ortam ve şartlar tesadüfleri anlamlandırır. Tesadüfler şartları belirlemez bence, birçok tesadüf hazırlıklı olabilirsek hayatımızın dengesini -eğer bozulmasını istemiyor isek-bozamaz. Gaza geldim galiba, yeneceğim ama bu korkuları merak etmeyin.
Post a Comment
<< Home